← Blog

Bilinçaltı & Kapasite · 2 dk okuma

Sen Kimsin? Cevabı Sen mi Veriyorsun, Çevren mi? Sezgi Yasası

Funda Saraydar ·

Sen Kimsin? Cevabı Sen mi Veriyorsun, Çevren mi? Sezgi Yasası
Sezgi, kendini tanımlama yetkisini başkalarına bırakmadan içinden gelen bilgiyi fark etmek ve onu hayatın gerçekleriyle birlikte tartmaktır.

Ait olma ihtiyacı

İnsan sosyal bir varlıktır. Bir gruba dahil olma ve sosyalleşme ihtiyacının karşılanması gerekir. Tekâmül etmek için bu dünyaya gelen kişi bir grubu sever ve beğenir. Aile bile bizim için kabul görmemiz gereken bir gruptur. Hatta Afrika'da hâlâ kabul görmek için bedeninde değişiklik yapmak zorunda kalınan kabileler var: kadın sünneti, boyuna takılan halkalar gibi.

Modern dünyada bu çok daha farklı şekillerde ortaya çıkar. Mesele bedendeki değişimden çok, hayatta ve algıda değişime kadar uzanır.

Başkalarının senin hakkındaki tanımları

Ait olmayı planladığın gruba katılmak ve kabul görmek için, onların senin kimliğin hakkında söylediği tanımlamaları kabul edersin. Bu tanımlama sürecinde eğitim sistemi ve aileden gelen öğretiler, kendimizi tanımlamak için kıyaslama yapmamız gerektiği inancını bize pompalayıp durur.

Basit örneklerle gidelim:

  • Duygularını hissedip ağlayan bir çocuğa söylenen “Sen hassassın, bu kadar hassas olma” cümlesi, onu kendi duygularıyla temas etmekten uzaklaştırabilir.
  • “İyi bir anne şunu yapar, sen yapmıyorsun” söylemi, annelik kimliğinde içinden gelen uyarıları duymana engel olabilir ve hayatta suçluluk hissetmene sebep olabilir.

İçten içe hayır demek istediğin yerde kendini evet derken buluyorsan, bu tam olarak bundan kaynaklanıyor: o grubun seni onaylaması ve kabul görme ihtiyacından.

Nasıl olduğumuzu, nasıl göründüğümüzü, kim olduğumuzu anlamlandırabilmek için duyduğumuz bu arzu ve tüm davranışlarımız sezgilerimizden uzaklaşmamıza sebep olabilir.

Bilgi değil, bilgelik

Bilgiye ulaşmak bu zamanda çok kolay. Asıl mesele bilgeliğe ulaşmak. Bilgelik, kalbinin tam ortasında, ruhunun özündeki kaynaktan sana akar. Sezgi dediğimiz şey, o pınardan akan bilgeliktir. Kalbindeki sisi kaldır. Özüne ulaş ve ondan sana gelen bilgileri kavra! Yüksek seziş budur.

Spiritüel yasaları işletebiliyor olman, dünya okulunda seviye atlamana yardımcı olur. Tekâmülde sana yeni kapılar açar.

Her “içimden gelmiyor” sesi sezgi değildir

Ancak burada, tıbbi nörobilim öğrencisi olarak sana şunu da söylemek isterim: Her “içimden gelmiyor” sesi, sezgilerinden gelen ses değildir. Özellikle dış etkiler sebebiyle travmatize olmuş bir bireyde yeni bağlantılar oluşmayabilir. Bu da kendine bakım vermeyi bilmemekten, kendini layık görmemekten kaynaklanabilir.

Uykuyu erteliyorsan, belki evin altı çocuğundan biri olarak senin yatma saatine özen gösterilmemişti. Dolayısıyla nöral bağlantıların, kendine bakım vermeyi öğrenecek bir paterne sahip olmayabilir. İşte bu sezgi değil, öğrenilmişliktir.

İç sesini sezginden nasıl ayırırsın?

İç sesinle sezgini ayırt etmek için kendine şu soruyu sorabilirsin:

Bunu yaparsam bana nasıl hizmet edecek?

İşte o zaman gelen cevaplar sana doğru yolu gösterecek.

Okumak farkındalık getirir. Uygulamak dönüştürür.

Ön görüşme planla