EFT & Duygu Dönüşümü · 3 dk okuma
Spiritüel Dünyanın Yalanı: Pozitif Olmak ve Esneklik Yasası
Funda Saraydar ·

Spiritüel dünyada hep bir olumlu olma, pozitif düşünme baskısı olduğunu görüyorum. Ama spiritüel dünyaya giren insanlar, kendileriyle ilgili farkındalıklarını artırdıkça bastırılan duyguların önemini kavrar.
Mesela spiritüel, guru, maneviyatı yüksek bir insan hayal et. O kişi sana “olmuş” gibi gelir. Peki olmak nasıl bir şey? Olmak, olanlara verdiğin tepkilerle ilgilidir. İç dünyanda olanlara nasıl tepki verdiğin, dış dünyada olanlarla nasıl etkileşim kurduğun tam olarak esneklik yasasına göre şekillenir.
Ve esneklik yasasının üç adımı seni olgun bir kişiliğe dönüştürür.
Esneklik yasasının üç adımı
- 1Olanı kabul. Senin dışında bir durum gelişti. Olanı kabul et, olana objektif bak. Baktın, kabul ettin; sonra sende ne oldu? Çok etkilendin, hatta öfkelendin. Öfkelendiğini de kabul et.
- 2Olanla temas. Tavır takınmadan, savunmaya geçmeden olanla ve onun sende uyandırdığı duyguyla temas etmek.
- 3Olanı kullanmak. Olanın verdiği enerjiyi kullanarak hareket etmek.
Kabul: dışarıdakini değil, içindekini kabul etmek
Esasen olanı kabul, dışarıda olan olayla ilgili bir kabul olmaktan çok, iç dünyanda yaşadıklarını kabuldür. Yani dışarıda olana bakarken onu büyütme, ama içinde olanı irdele.
Temas: en sık yaptığımız hata
Kabul ettikten sonra, o olanla temas edebilmek için bir tavır takınmamak ya da doğrudan savunmaya geçmemek gerekir. İşte en sık yaptığımız hata budur. Kabul tam yaşanmayınca insan bir sonraki aşama olan temas aşamasına geçemez.
Öfkeyle temas etmek ise en zorudur. Öfkeyi seçtim, çünkü öfke esnekliği köreltir. Öfke seni pişirir. Eğer olaya temas edip kendinle temas etmeyi seçemezsen, o kızgın hâlinle seni soğuk suya sokar. Tıpkı bir bıçak gibi kendine su verirsin: ne kadar kızgınken ne kadar tepki verirsen, benliğine o kadar katılık getirir.
Kabulden sonra duygun ne ise sağalmaya ve dönüşmeye başlar. Kendinle kal ve iç dünyanda olanı kabul et. Şu soruları sor:
- Ne yaşadım da, ne oldu da öfke beni sardı?
- Beni tetikleyen asıl şey neydi?
Dış dünyada olan olaylar aslında sana etki etmez. Tüm duyguları, bedeninin hazırladığı hormonlarla hissedersin. Hele ki içsel paternin, kızışan kendini olaylara tepki vererek soğuk sulara sokuyorsa, bir daha esneyebilmen için yeniden o kor ateşlere girmen gerekir. Yine tepki verirsen yine katılaşırsın. İşte o zaman tek yapabildiğin, keskin tarafınla bir şeyleri kesmek olur.
Duygularda “ben” odaklı düşünmek
“Şu şu olduğu için üzüldüm” doğru bir yaklaşım biçimidir. Duygularda tamamen ben odaklı düşünmeliyiz. Olaylar kişinin algısına göre şekillenir. O yüzden kabul, tamamen senin içsel mekanizmanın nasıl çalıştığına dair ortaya koyduğun anlamlardır. Aynı olay herkeste aynı duyguyu yaratmaz; kendi geçmişimiz ve yorumumuz da tepkimizde rol oynar.
Kabul hemen duygunla teması getirir ve bu ciddi bir farkındalık alanıdır. “Beni üzen asıl durum ne? Beni tetikleyen ne?” diye sor kendine. Spiritüel alanda sadece kişinin tasarımı vardır. Sonrası ise çok başka, alışık olmadığımız bir süreç: olanı kullanmak.
Olanı kullanmak: özgün hâline dönmek
Olanı kullanmak, duyguların sağaldıktan sonra duygulardan ibaret olmayan benliğinin ortaya çıkmasını sağlar. Bu da zaten özgün hâline en yakın hâlindir. Gerçek kendini tanıma bu alanda doğar. Çünkü duygu seni zaten yumuşatmıştır; ne şekil vermek istersen ona dönüşebilirsin. Kırılmaz ve esnek bir yapın olur.
Bu enerji, bir üst versiyonun olan gelişmiş potansiyeline çıkman için sana kaynak sağlar.
Belki dönüşen öfke enerjisiyle daha fazla çalışıp daha fazla para kazanacaksın. Belki hayatından birileri çıkacak. Belki daha sağlıklı iletişim kurabileceğin, sana iyi gelen o dili geliştireceksin. Bu kısım tamamen senin ihtiyacına göre gelişir.
Sadece öfke değil, tüm duygular
Bu konuyu sadece öfke üzerinden değil, tüm duygular üzerinden düşün. Sevgi, utanç, minnet, huzursuzluk… Ne geldiyse önce kabul, sonra temas. Duygun sağaldığında ise özgün karakterinle, olması gereken tepki dışarıdaki olaya çok daha hızlı ve etkin bir şekilde yönelebilir.
Esnek olmak lafta çok kolay, ama spiritüel olarak önemli bir yasadır.
Zor duygular yatışır, gerçekliğinle buluşursun. Hoş duygular ise bize değerlerimizi öğretir.
Bunu yapanlar dışarıdan aşırı pozitif, ne ponçik gibi görünse de iç dünyaları kor ateşlerde yanıp esnemekle meşguldür.


